2014, Prof. Dr. Markus Müller, Kesim, TR

Prof. Dr. Markus Müller

Picasso Müzesi Müdürü, Münster

MEHMET GÜLER

‘Rengin Çılgınlığı adlı kitapdan

Kültür Müdürlüğü Unna,

Kettler Yayınevi, 2014, ALMANYA

 

Mehmet Güler’in yapıtlarına dair sanat tarihi açısından notlar

Kesit

…Pablo Picasso “soyutlama stratejileri” açısından Mehmet Güler’in bir ruh kardeşidir. Bu büyük İspanyol bir keresinde şöyle demişti: “Soyut sanat diye bir şey yoktur. Her zaman bir şeyle başlamak zorundasınız. Daha sonra gerçeğin tüm izlerini silersiniz. O zaman zaten hiçbir tehlike kalmaz, çünkü nesnenin fikri, bu arada silinmesi mümkün olmayan bir iz bırakmış olur.” (Picasso Sanat Hakkında, Zürih 1982, S. 40)

Mehmet Güler’de resmin oluşumu, sanatçının daha tabloya başlamadan içsel bir olgunlaşma ve netleşme sürecidir. Sanatçının vizyonu bazen hızlı bir yaratma çalışması olarak somutlaşır, bazen de bir tabloyu bitirmesi günler, haftalar sürebilir. Bir yapıta ancak altına nihai çizgi olarak imza atıldığında sanatçı bitti gözüyle bakar. Fakat Mehmet Güler’in kendilerine ait dinamik birer hayatları olan yarattığı sanat eserlerine karşı saygısı vardır. Kendi ifadesine göre eserleri onu bazen içsel bir gereklilik ile düşündüğünden farklı bir yöne taşır. Resimden bağımsız kurallar, kompozisyonun ancak tablonun oluşma sürecinde somutlaşan ve bundan sonra sanatçı tarafından operatif çözülmesi zorunlu olan gereklilikleri vardır…

…Mehmet Güler, içinde figürsel kalıntıların ve soyut resim unsurlarının, ressamsal orkestra şefliği ile çizimsel kusursuzluğun tam dengede olduğu bir tür “balance of power” (güç dengesi) yaratmaktadır. Hiçbir tabloda resmi oluşturan bu unsurların biri, bir diğerini katletmez.

Mehmet Güler bazen resimlerine Alman ve Türk şairlerin şiirlerinden fragmanlar entegre eder. Almanca şairlerin arasında sanki Heinrich Heine ve Johann Wolfgang von Goethe onun favorileri gibidirler.  Sanatçı basit bir şekilde mısraları olduğu gibi kopyalamaz; pasajlar ve kelimeler arasında seçimler yapar. Şiirleri kendi el yazısıyla tuvale yazar ve dört elle Goethe, Heine veya diğer şairlerle birlikte imzalar. Yani, sanatçının tablolarının teması, kendisinin kişisel sahiplenme, sübjektif ve seçici okuma sürecinden oluşmaktadır. Şiir fragmanlarının kompozisyonun soyutluk derecesinin altını çizerek, anlamsal fonksiyonlarının yanı sıra ikinci bir içsel-resimsel, kompozisyonel işlev yaratır…

Yazı, soyut çizim sistemi olarak, kübist kompozisyonlarla benzeşmektedir. Harfler ve kelime fragmanları gibi, kübist resim sembollerinin de görgül gerçeğe dair sadece bir işaret etme işlevleri vardır ve artık bu gerçekleri resmetmek istememektedirler. Farklı estetik bakış açılarından bu durum Mehmet Güler’in kompozisyonları için de geçerlidir. Onlar kendilerini alanda ifade ederler, sathın iki boyutlu olduğunu kabul ederler ve derinlik hissi yaratmaya çalışmazlar. Güler’in eserleri, yazılı bir sayfa gibi, deşifre edilip okunmak isterler. Bir alfabenin olduğu gibi, Mehmet Güler’in resim dünyası da kendi içinde kapalı ve bağımsız bir işaret sistemidir.

Mehmet Güler müziğe aşık. Kassel’deki atölyesinde çok sayıda eser, klasik müzik dinlerken meydana gelir. Güler bu sevgisinden dolayı tam bir renk senfoni orkestrası üyesi gibi, çok sesli, etkin renk tonlarıyla ve renkli akorlarla eserlerini yönetir. Mehmet Güler’de soğuk ve sıcak renk tonları, karıştırılmamış ve karıştırılmış renkler dinamik bir ilişki sistemi içinde bulunurlar. Renk olmayan beyaz, çoğu zaman renk tonlarının daha etkin seslenmesini sağlayan kontra noktası olarak görev yapar…

…Güler’in tablolarının tanımlayıcı yönü, renklerin stenogramvari bir üslupta kullanılmasıdır. Fırçanın nabız atışları tuvalde okunabilir. Bu sayede tablonun ortaya çıkması seyircinin gözlerinin önünde canlanabilir, tekrar tekrar kendini yeniden günceller. Bu gerçek, onun yapıtlarını bu derece canlı ve dinamik yapmaktadır.

Mehmet Güler’in resim dünyası için “yorum anahtarı” yoktur. Bizim burada yaptığımız açıklamalar daha çok onun tablolarına bakan seyirciler için birer yol gösterici ve üzengi olma amacını gütmektedir. Soyutlama akımının birçok temsilcisi sanatlarının resepsiyon şartları hakkında bilgi verdiler. Büyük Amerikan sanatçı Mark Rothko’nun bu konudaki açıklamaları, onun açısından sanat eseri ile seyircinin arasındaki interaksiyonun ne kadar temel bir önemi olduğu hakkında bir fikir vermektedir: “Bir tablo, bir beraberlikte can bulur. Çünkü hisseden seyircinin gözlerinde gelişir ve bu sayede onun içinde hayat bulur. Eğer bu beraberlik yoksa tablo ölür… Bu ifadeler doğal olarak Mehmet Güler’in sanatı için de geçerlidir. Onun eserleri birlikte düşünen ve hisseden seyirci gerektiren “açık sanat eserleridir.”

… Mehmet Güler, duyarlı ve onun tablolarıyla iletişime geçmeye hazır olan seyircinin ruhunu her seferinde yeniden titreşime geçiren sanatının klavyesinde büyük bir virtüözdür.

 

Prof. Dr. Markus Müller, 2014

Picasso Müzesi Müdürü. Münster

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top